14 05 2010

Tarım ürünlerinin ülkemizdeki yeri ve önemi nedir?

tarım ürünlerinin
ülkemizdeki yeri ve önemi nedir?

Türkiye’de Tarım Ve Türkiye Ekonomisindeki
Yeri

TÜRKİYE’DE TARIM

Türkiye’de Tarımı Etkileyen Etmenler
Dağlık ve engebeli arazi yapısı tarım topraklarının dağınık ve küçük
olmasına yol açmıştır. Bu nedenle, küçük işletmeler şeklinde tarımsal faaliyetler
daha yoğundur. Topraktan alınan verimin artırılabilmesi için toprağın dinlenmeye bırakılması
(nadas) gerekmektedir. Türkiye’de tarımı etkileyen etmenler şunlardır :

-
Toprak bakımı ve ıslahı

- Toprağın sürülmesi,

- Havalandırılması,

- Taşlarından ayıklanması,

- Bataklıkların
kurutulması,

- Yabancı otların ayıklanması çalışmalarıdır.

Sulama Tarım yapabilmek için toprağın
nemli olması gereklidir. Kuraklık görülen bölgelerde sulama ile tarım yapılabilir.
Sulanan tarım arazilerinde üretim yıllara göre önemli değişmeler göstermez. Tarım
ürünü çeşitliliği artar. Gübreleme Topraktaki mineral dengesini korumak, toprağı verimli
hale getirmek için gübreleme yapılır. Gübrelemenin yapılmadığı yerlerde toprak nadasa
bırakılır. Tohum Islahı Yüksek verimli tohum kullanmak, tarımsal verimi arttırır.
Makineleşme Tarımsal faaliyetlerin kısa sürede tamamlanması toprağın daha iyi işlenmesini
sağlar. Pazarlama Tarım üreticisinin ürününü değerlendirmek, zarar etmesini önlemek için
devlet bazı ürünlere taban fiyatı vererek destekleme alımları yapar. Ayrıca
ürünün depolanması için silolar, hangarlar, depolar kurar. Tarımsal Kuruluşlar Zirai
araştırma enstitüleri, devlet üretme çiftlikleri, Ziraat Bankası, TMO, Türkiye Ziraat
Odaları Türkiye’nin çeşitli bölgelerinin tarımsal yapısını ve özelliklerini incelemek, üretici
ve tüketiciyi korumak, çiftçiye kredi, fidan sağlamak gibi amaçlarla kurulan
kuruluşlardır.

Türkiye’de Toprakların Kullanımı Ülkemiz topraklarının kullanım amacına göre dağılımı
şöyledir :
Ekili dili alan : 174.480.000 dekar
Nadas arazisi
: 36.551.000 dekar
Orman : 192.376.000 dekar
Ürün vermeyen :
113.403.000 dekar
Çayır-mera : 123.776.000 dekar Kullanılmayan alanı : 662.195.000
dekar

Ekili – Dikili Alanların Kullanımı Ekili – dikili alanların
kullanım amacına göre dağılışı şöyledir :
Ekili – Dikili Alanların
Coğrafi Dağılımı : Ekili alan (Tarla) 145.178.000 dekar Dikili Alan
(Meyveli ağaç) 23.373.000 dekar Sebze-çiçek bahçesi (Sera dahil) 5.929.000 dekar

Ekili – Dikili Alanların Ürünlere Göre Dağılımı : Tahıllar %
74 Endüstri bitkileri % 11 Baklagiller % 8 Sebzeler %
5 Yumruklu bitkiler % 2

Türkiye’deki Tarım Bölgeleri Kıyı ve
Yakınındaki Tarım Bölgeleri Kıyı bölgelerinde iklime bağlı olarak birbirinden farklı
üç tarım bölgesi görülür :
Karadeniz Kıyıları : Kış ılıklığına
ve bol neme gereksinim duyan çay, fındık, mısır ile tütün,
sebze, meyve, keten, kenevir, ayrıca Doğu Karadeniz kıyılarında turunçgil yetişir.

Akdeniz ve Kıyı Ege : Akdeniz iklimine uyumlu olan, turunçgiller,
zeytin, incir, susam, pamuk, pirinç, turfanda sebzeler, muz, çekirdeksiz üzüm,
tütün gibi ürünler yetiştirilir.
Marmara : Geçiş iklimi koşullarına bağlı
olarak ürün çeşitliliği en fazla olan bölgedir. Başlıca ürünleri ayçiçeği,
zeytin, tütün, çeşitli sebze ve meyveler, tahıllar, dut ve fındıktır.

İç Tarım Bölgeleri : Yükselti ve denize göre konuma bağlı
olarak çeşitlilik gösteren tarım bölgeleridir.
Karadeniz Ardı : İç Anadolu
ile kıyı arasında geçiş özelliği gösterir. Yüksek yerlerinde çavdar, buğday,
sulak yerlerde pirinç ve sebze yetiştirilir. Hayvancılığın geliştiği, özellikle tiftik
keçisinin yoğun olarak yetiştirildiği alandır.
İç Anadolu ve Çevresi :
Bozkırların geniş yer kaplaması nedeniyle koyun ve keçi gibi küçükbaş
hayvancılık yaygındır. Yarı kurak iklim nedeniyle buğday, arpa gibi tahıllar
ile fasulye, nohut gibi baklagiller yetiştirilir.
Erzurum – Kars Bölümü
: Yazların kısa ve serin geçmesi tarımsal faaliyetleri sınırlamıştır. Buğday,
arpa gibi tahıllar yetiştirilir. Yaz yağışlarına bağlı olarak gür otlakların
olması büyükbaş hayvancılığı yaygınlaştırmıştır.
Doğu Anadolu ve Dağlık Yerler :
Tarım alanlarının sınırlı olduğu bu yerlerde hayvancılık ön plana çıkar.
Tahıl tarımı yapılır. Sebze ve meyve üretimi önem taşımaz.

Tarımın
Türkiye Ekonomisindeki Yeri

• Nüfusun büyük bir bölümü tarımsal faaliyetlerle geçimini
sağlar. Ulusal gelirin ¼ ini tarım sektörü karşılar. İhracatımızda önemli
bir paya sahiptir. Türkiye’deki endüstri tesislerinin büyük bölümü tarımsal maddeleri
hammadde olarak kullanır. Sanayinin gelişmesinde büyük önem taşır.

• İhracatımızda fındık,
turunçgiller, tahıllar, meyve ve sebzeler, pamuk, tütün, yağ bitkileri, zeytin
ve çay gibi tarım ürünleri önemli yer tutar.

 

Türkiye’de
Tarımı Etkileyen Faktörler :
1. Sulama : Türkiye tarımında en
büyük sorun sulama sorunudur. Tarımda sulama ihtiyacının en fazla olduğu
bölgemiz G.Doğu Anadolu Bölgesi iken , bu sorunun en az
olduğu bölgemiz Karadeniz Bölgesidir.

Akarsularımızın derin vadilerden akması ve rejimlerinin düzensiz
olmasından dolayı sulamada yeterince faydalanamıyoruz. Bunun için mutlaka akarsular üzerindeki
baraj sayısı artırılmalıdır.

Sulama Sorunu Çözüldüğünde;

- Üretim artar.

- Nadas olayı
ortadan kalkar.

- Tarımda iklime bağlılık büyük oranda azalır.

- Üretimde süreklilik
sağlanır.

- Üretim dalgalanmaları önlenir.

- Daha önce sebze tarımı yapılmayan bir
yerde sebze tarımı da yapılmaya başlanır.

- Tarım ürün çeşidi artar.

-
Köyden Kente göçler azalır. Yılda birden fazla ürün alınabilir. Bu
konuda en şanslı bölgemiz Akdeniz, en şanssız bölgemiz Doğu Anadolu
Bölgesidir
2. Gübre Kullanımı : Tarımda sulama sorunu çözüldükten sonra
üretimi daha da artırmak için gübre kullanımı artırılmalıdır.

Ülkemizde hayvancılığın gelişmiş
olması tabii gübre imkanını oluşturmaktadır. Ancak yurdumuzda tabii gübrenin yakacak
olarak kullanılması bu olumlu durumu ortadan kaldırmaktadır. Ülkemizde üretilen suni
gübre yeterli olmadığı için ithal (Fas, Tunus, Cezayir gibi ülkelerden)
etmekteyiz. Bu da maliyeti artırdığından çiftçilerimiz yeterince gübre kullanamamaktadır. Gübre
ihtiyacı, tabii gübrenin yakacak olmaktan kurtarılması ve gübre fabrikalarının artırılması
ile karşılanabilir.
3. Tohum Islahı : Sulama ve gübre sorunu
çözüldükten sonra verimi daha da artırmak için kaliteli tohum kullanılmalıdır.
Ülkemizde kalite tohum üretme konusunda devlet üretme çiftlikleri ve tohum
ıslah istasyonları çalışmalar yapmaktadır. Ancak kaliteli tohum ithali devam etmektedir.

4. Makine Kullanımı : Ürünün zamanında ekimi, hasadı ve yüksek
verim için makine kullanımı şarttır. Ancak makine kullanımı yurdumuzda yeterli
ölçüde gelişmemiştir. Sebepleri :

- Makine kullanıma elverişsiz alanların varlığı,

- Makine
kullanımının ekonomik olmadığı küçül alanların varlığı,

- İş gücünün bazı bölgelerde
daha ucuz olması,

- Makine fiyatlarının çiftçinin alım gücünün üstünde olması

5. Zirai Mücadele : Tarımdaki hastalıkların, yabani otların ve haşerelerin
meydana getireceği üretim düşüklüğünü önlemek için ilaçlı mücadele şarttır. Zirai
mücadelede daha çok ilaç kullanılmaktadır.
6. Toprak Bakımı : Tarla
yağışlardan önce sürülmeli , yabancı otlardan arındırılmalıdır. Erozyona karşı korunmalıdır.

7. Toprak Analizi : Toprak analizleri ile en iyi verim
alınabilecek ürün belirlenir. Ayrıca toprağın ihtiyacı olan mineraller tespit edilerek
kullanılacak gübre belirlenir.
8. Destekleme Alımı ve Pazar : Verimi
etkilemez. Üretim miktarını etkiler. Çiftçi ürettiği malı pazarda zarar etmeden
satabilmelidir. Çiftçinin elverişsiz piyasa şartlarından olumsuz etkilenmemesi için devlet bazı
ürünlerde destekleme alımı yapmaktadır (Destekleme alımı: Devletin çiftçinin malını belirli
bir taban fiyat üzerinden alması olayıdır.) Destekleme alımı yapılan ürünler:
Pamuk, tütün (2002 yılından itibaren kaldırıldı), Ş.Pancarı, buğday,çay, fındık, K.Üzüm,
K.İncir, K.Kayısı, Haşhaş gibi dayanıklı ve sanayiye dayalı ürünlerdir.

***Destekleme alımı
yapılan ürünlerin üretiminde dalgalanmalar az olur ve fiyatı sürekli artar.

9. Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalıdır.

 

Türkiye Topraklarından
Yaralanma Oranları :

Topraklarımızdan faydalanma oranı daha çok iklim ve yer
şekilleri özelliklerine bağlıdır. Ülkemizde yüksek dağlık kesimler geniş alan kaplar.
Dik yamaçlar çoktur. Buralarda topraktan faydalanma çok kısıtlıdır. Buna göre
ülkemiz arazisinin % 36 ‘sı ekili-dikili alan, % 32’si çayır
ve otlak, % 26 ‘sı orman ve % 6’sı diğer
alanlar (yerleşim birimleri , tarıma elverişsiz çıplak kayalıklar gibi) dır.

Not : Tarımdaki makinalaşmanın etkisiyle çayır ve otlakların alanı daralırken,
tarım alanlarımız genişlemektedir.
Bölge Yüzölçümüne Göre Ekili Dikili Alanların Oranları
:
1. Marmara Bölgesi : %30
2. İç Anadolu Bölgesi
: %27
3. Ege Bölgesi : %24
4. G.Doğu Anadolu
Bölgesi : %20
5. Akdeniz Bölgesi : %18
6. Karadeniz
Bölgesi : %16
7. Doğu Anadolu Bölgesi : %10

Türkiye ve AB’de Tarımın Ekonomideki Önemi

Tarım sektörü, dünyada olduğu gibi
Türkiye ve AB ülkelerinin de birçoğunda; nüfusun gıda maddeleri gereksinimini
karşılaması, tarıma dayalı sanayinin hammadde kaynağını oluşturması, belli bir kesime
istihdam olanağı sağlaması, dışa bağımlılığın önlenmesi ve ödemeler dengesi üzerinde
önemli etkilerinin olması vb. nedenlerle, ekonomide stratejik rol ve işlevini
korumayı sürdürmektedir.

Türkiye’nin 1984 yılında GSMH’da tarımın payı %17,7 iken,
2001 yılında %14’e 2003 yılında da %12.4’e gerilemiştir. AB’de 1962
yılında GSMH’da tarımın payı %11’den, 2001 yılında %1,9’a düşmüştür (TOBB,
2003, 126).

Bu oranın Türkiye’de yüksek olması, tarımın günümüzde de
önemini koruduğunu, AB’de azalması ise, tarımın giderek önemsiz hale geldiğini
göstermektedir. Ancak; AB’de tarımın AB bütçesi ve mevzuatının yaklaşık yarısından
fazlasını kapsaması nedeniyle, tarım halen önemli bir sektör olma niteliğini
sürdürmektedir.Türkiye’de tarımda çalışanların sayısı 15 üyeli Toplulukta tarımda çalışanların sayısından
fazla ve tarım sektöründe aktif nüfusu en çok olan ülkedir.
AB üyeleri arasında, tarım sektöründe en fazla aktif nüfus Yunanistan’da
ve en az aktif nüfus ise İngiltere’de yer almaktadır. Türkiye’de
tarımda istihdam edilen nüfusun aktif nüfus içindeki payı 1998 yılında
% 43 iken, bu oran azalarak 2003 yılında %33,9 olmuştur
(TOBB, 2003, 120).

Türkiye’de 1998 yılından 2005’e kadar geçen 7
yıllık süre içerisinde, Tablo 2’de ele alınan ekonomik göstergeler açısından
tarım sektörünün payı azalmakla birlikte, halen önemini korumaya devam ettiği
görülmektedir.

Türk tarımındaki işgücü verimliliği, sanayileşmiş ülkelere göre dört ile
on dört kat daha azdır. Bu sebeple Türkiye’de, tarım sektöründe
işgücü verimliliğini artırıcı ve tarımsal nüfusun şehirlere göçünü önleyici acil
tedbirleri, vakit geçirmeden yürürlüğe koymak gerekir (Karluk, 2002a, 192).
Türkiye
ve AB’de Tarım Sektörlerinin Karşılaştırılması

Türkiye ve AB’nin tarım sektörleri
tarımsal yapı, girdi kullanım düzeyi, bitkisel ve hayvansal üretim ve
tarım politikaları açısından karşılaştırılmaktadır.
Tarımsal Yapıların Karşılaştırılması

Türkiye ve AB
ülkeleri arasında arazinin cinsine göre, ortalama tarımsal işletme büyüklüğü ile
arazi mülkiyet ve tasarruf şekilleri açısından karşılaştırıldığında aşağıdaki sonuçlar ortaya
çıkmaktadır.

Arazinin cinsine göre dağılımına bakıldığında, Türkiye’nin tek başına AB
karşısında önemli bir tarım arazisi varlığına sahip olduğu görülmektedir. 2001
yılı verilerine göre, Türkiye topraklarının % 34,4’ünü tarım arazisi oluşturmakta
ve bunun % 69’ını ekilen tarla arazisi ve % 18,9’unu
da nadas alanı olmak üzere % 87,9’unu işlenen tarım arazileri,
% 3’ünü sebze bahçeleri, % 2’ini bağ, % 4,9’unu meyve
ve % 2,2’sini de zeytin ağaçlarının kapladığı alan oluşturmaktadır.

Türkiye’de
ekilen ve nadasa bırakılan tarla arazisinin tamamı prodüktif tarıma elverişli
değildir. Çünkü bu alanların bir kısmı özellikle 1948-56 yılları arasında,
traktör sayısının hızla artması sonucu, çayır mera alanlarının aleyhine olarak
genişleyen tarla arazileri olup, engebeli ve meyilleri yüksek arazilerdir.

1-4.
sınıf arazilerde, 1,5 milyon hektar alanda orman ve fundalık yer
alırken, orman ve mera olması gereken 6,1 milyon hektar alan
uygun olmamasına rağmen tarıma açılmıştır. 1-4. sınıf tarıma elverişli alanların
bir kısmı tarım dışı amaçlarla şehirleşme ve endüstrileşme için kullanılmaktadır.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Organize ve Küçük Sanayi siteleri kurulmasına
tahsis ettiği alanların % 62’sini, 1-4. sınıf araziler oluşturmaktadır

AB
ülkelerinde ise; genel olarak yüzölçümlerinin % 26.4′ü tarım arazisine, %
17.7′i de çayır ve mera alanlarına ayrılmıştır. Ülke bazında Tablo
3’deki rakamlar incelenecek olursa, tarım arazilerinin toplam yüzölçümleri içinde en
fazla pay aldığı ülkeler sırasıyla Danimarka (% 53.4), İtalya (%
37.9) ve İspanya (% 36.6)’dır. Toplam yüzölçümü içinde tarım arazilerinin
en düşük pay aldığı ülke % 6.1 ile İsveç’tir. Çayır
mera alanlarının toplam yüzölçümleri içinde en fazla pay aldığı ülkeler
ise sırasıyla İrlanda (% 47.5). İngiltere (% 46.3) ve Yunanistan
(%39.0)’dır. Türkiye’nin tarım alanları AB’deki tarım alanlarının % 20’si kadardır
(Eraktan, 2001, 78).

Ortalama tarımsal işletme büyüklüğü açısından Tablo 4’deki
rakamlar incelendiğinde, 1991 yılı verilerine göre Türkiye’de 4.068.432 adet tarım
işletmesi 23.451.099 hektar alanda faaliyet yapmakta ve işletme başına 5.8
hektar arazi düşmektedir.

Bu veriler, 1990’lı yıllarda Türkiye’de var olan
küçük işletme tipinin yanı sıra, toprak dağılımında da dengesiz bir
yapının söz konusu olduğunu göstermektedir. İşletmelerde uzmanlaşma yaygın olmayıp, genelde
bitkisel ve hayvansal üretimin birlikte yapıldığı karma işletme tipi ağırlıklı
olarak görülmekte ve bunların da büyük bir çoğunluğunu aile tipi
işletmeler oluşturmaktadır.

Mevcut Miras Kanunu nedeniyle işletmelerin parçalanması ve giderek küçülmesi
halen devam etmektedir. Kırsal alandaki yoğun nüfus artışı ve yasal
yetersizlikler parçalanmayı teşvik etmektedir.

2001 yılında ise, 3 075 516
adet tarım işletmesi 184 329 490 hektar alanda faaliyet göstermekte
ve bu durumda işletme başına 59.9 hektar arazi düştüğü görülmektedir.

Tarım işletmelerinin büyüklüğü modernizasyon, gübre, sulama gibi faktörlerin yanı sıra,
üretim kapasitesini yakından ilgilendirmektedir. Tarım işletmelerinin küçülmesi, önemli ölçüde ölçek
ekonomisi problemlerine neden olmaktadır. Veri teknoloji altında, üretimin artması halinde
ortalama maliyetlerin düşmesi durumunu ifade eden ölçek ekonomileri, tarım işletmelerinin
küçülmesi ile giderek önemini kaybetmekte ve üretim azalan verimlere doğru
yönelmektedir.

AB’de 1997 yılı verilerine göre, mevcut tarım işletmesi sayısı
6.954.300 adet, buna karşılık ekilen alan 128.691.000 hektardır. Bu durumda
işletme başına düşen arazi genişliği 18,5 hektardır.

AB ülkelerinin kendi
aralarında da, tarım işletmelerinin büyüklüğü açısından önemli farklılıklar bulunmaktadır. İşletme
başına düşen arazi miktarının en yüksek olduğu ülkeler sırasıyla İngiltere,
Lüksemburg ve Fransa, en düşük olduğu ülkeler ise Yunanistan, İtalya
ve Portekiz’dir. İşletme başına düşen arazi miktarı İngiltere’de 69.3 hektar,
Lüksemburg’da 42.5 hektar, Fransa’da 41.7 hektardır. Buna karşılık işletme başına
Yunanistan’da 4.3 hektar, İtalya’da 6.4 hektar ve Portekiz’de 9.2 hektar
arazi düşmektedir.

AB ülkelerinden sadece Yunanistan’da, işletme başına düşen arazi
varlığının Türkiye’ye oranla daha az olduğu görülmektedir.

Birliğe üye ülkelerde
tarımsal işletme sayısı zaman içerisinde azaltılarak ortalama tarımsal işletme genişliği
arttırılmaya çalışılırken, Türkiye’de son tarım sayımına kadar geçen sürede işletme
sayısında artış görülmekle birlikte parçalanma nedeniyle, işletme genişliği sürekli azalmaktadır.
AB’de ortalama işletme büyüklüğü 16.4 hektar ile Türkiye’nin 2.8 katı
büyüklüğe sahiptir (Soydemir, 2004, 33).

Tarımsal yapının diğer bir göstergesi
olan arazi tasarruf şekilleri açısından da AB ve Türkiye arasında
önemli farklılıklar bulunmaktadır. Tablo 5’de kiralık arazi tasarruf şeklinin AB’nde
Türkiye’ye oranla daha yaygın olduğu dikkat çekmektedir. Türkiye’de mülk arazi
tasarruf şekli AB’den daha yaygındır

137
0
0

Sitene Haber Ekle
Yorum Yaz